Ülkücü Türk Gençliği
eXTReMe Tracker
Google Gruplar Ülkücü Hareket Grubu Elazığ Ülkü Ocakları grubuna kayıt ol
E-posta:
Arşivlere Göz At groups.google.com.tr
Ülkücü Milliyetçi Blog Ülkücü Milliyetçi Turancı Blog Fatihd - Blogcu


Ülkücü Milliyetçi Turancı Blog Fatihd

16/2/2007 - KAHRAMAN'A MEKTUP NUR-İ SİYAH

Kategori: Genc Asena

    <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_gencasena/yeniliste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25> 

KAHRAMAN'A MEKTUP

Boz renkli bir ata binmiş uçuyordun dörtnala semalarında Turan ellerinin.

Saçların, atının yelesine karışmış, rüzgârlarla raks etmekteydi…

Gördüm seni o gün gözlerime inanamadan Kahraman,

Gözlerimi ayıramadan…

Ve sen de gördün beni biliyorum;

Durakladın önce,

Sonra aklına düştü kutlu davan, dörtnala devam ettin…

Baka kaldım ardından gökyüzüne, öylece;

Ayrılık ” deyiverdim…

Sonra ansızın bir kar taneciği düştü gökten

Tutmak istedim kar taneciğini ellerinden,

İnat etti, gelip oturdu yanağıma aniden gamze misali,

Yaramaz, gülümsetti beni…

Senin yolladığın bir armağan kabul edip,

Yanağıma yerleştirdim kar taneciğini.

O günden beri

Akmaya her meyil ettiğinde gözümden yaşlar,

Aklıma geliyor kar tanesi,

Belki biraz buruk, vazgeçiyorum ağlamaktan Kahraman!

Sonra gülümsüyorum başımı kaldırıp semaya,

Sana ve tüm Turan Savaşçılarına selam ve duayla…

Kahramana İkinci Mektup

Sen koca bir yalancısın Kahraman!

Nedeni şu ki,

Dün acıyarak, kanayarak, ağlayarak ve ağlatarak bakan gözlerin,

Bugün tüm “giz”ini yitirmiş,

Ağızlara sakız bir traji-komik deli saçması sanki…

Kandırdın mı beni?

Yüreğinin tüm acıyan yanlarını gösterip,

İçime acıyı saldın ve sonra…

Tüm samimi duyguları çalıp gittin mi?

Öyle ise sen lanet bir yalancısın kahraman…

Bana aşkı var zannettirdin…

Üzülme sen yine de,

Her şey herkes gibi Yalan'sın sen de!

İnanma söylediklerime…

Her neyse

Biraz sevdasın artık, biraz acı,

Ve biraz yalancısın;

Hala kahramansın ancak, sıkma canını…

 

 

Bekleyiş

Yüreğimde bir türkü çalıyor Kahraman!

“ağlama” diyor.

Ve bağlama sesi içime akıyor,

Her daim olduğu gibi acıtıyor inceden…

Vatan toprağını bekliyorum bugün,

İçimde amansız bir heyecan

Neredesin Kahraman?

Belki aynı şehirdeyiz,

Az önce yanımdan geçip gittin kim bilir?

Belki binlerce kilometre var aramızda.

Ama biliyorum “var”sın hiçliğe inat!

Şizofren bir sevda değil benimki

Bir yerlerde ciğer parçalayan yaralarını sarıyor olmalısın bir Türk balasının

Gelemedin, başın belalı;

Nöbettesin, bilmekteyim.

Ve bir ömür de sürse, beklemekteyim…

Sevdanın en acımasızına şahit oldum her zaman,

Seni bulduğum an kaybetmekten korksam da,

İncinsem de, incitsen de

Varsın olsun,

Bekleyeceğim…

Sonunu asla düşünmeden…

Aynalara kırık bir siluet düşmüş;

Kaşları çatık, dertli başı,

Besbelli kırılıyor her an;

Tükeniyor, yavaş yavaş;

Ama Yılmıyor…

Yılmamayı senden öğrendim Kahraman!

Bam teline her vurduğunda kaderin mızrabı,

Deşmekte kapanmayan yaramı

Ve artırmakta içimdeki ızdırabı,

Görünmez, sezilir elin omzumda

Yürü! diyorsun her durduğumda,

Her düştüğümde tutup kaldırıyorsun, müşfik…

Gülen yüzlerin, boş beyinlerin inadına,

İnadına savaşmamı istiyorsun benden,

Ve bana hissettirmeden her defasında

Yaşam sevincim oluyorsun yeniden…

Söz olsun…

Rabbim yardım ettiği müddetçe

Dövüşeceğim kahpe düzenle Kahraman!

Ve karşılaşacağız savaş meydanında birgün,

Tereddütsüz birbirimizi tanıyarak…

Vuslat mahşerde de olsa,

Yılmayıp yaşayacağız, yaşatacağız davayı ve sevdayı…

 

Kahramanın Ölümü 1

Gül damlıyordu toprağa Kahraman!

Aşk rengi güllerin rengince değiyordu alnın toprağa…

Mertçe ölüyordun gözlerimin önünde,

Al al olmuş karışıyordun toprağa

Ellerimden kayıp gidiyordun,

Bir adım bile atamadım sana

Üzerine kapanıp ağlayamadım doya doya…

Şehadet şerbetini içerken,

Gönlünü arkada bırakmaya

Gönlüm razı gelmedi.

Gidiyordun Kahraman!

Bitiyordu…

NUR-İ SİYAH

Yıl Sonu Özel Sayısı 2006 - Sayfa 46

 

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - LEYLE-İ KADİR (SİBEL TÜRK)

Kategori: Genc Asena

    <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_gencasena/yeniliste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25> 

BİN AYDAN HAYIRLI GECE;

LEYLE-İ KADİR”

Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle buyurmaktadır:

"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar."

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlâs ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.a.) şöyle diyor:

—Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

— Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua edilirse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc da der ki:

"Kadir Gecesi'ni görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."

Bir zat da diyor ki:

Kadir Gecesi'ni mutlaka bulmamız gerekmez. Kadir Gecesi niyetiyle bir kısım gecelerde ibâdet ve tâatta bulunmamız gerekir. Böyle bir niyet ve alâkâ ile bu geceleri hakkınızda Kadir Gecesi hükmüne dönüştürebilirsiniz.

Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir?

Ulemanın ekserisi "Leyle-i Kadir Ramazan Ayı'nın yirmi yedinci gecesidir." demişlerdir. Bu görüşün sahibi bulunan ilim adamları delil olarak şu hadis-i şerifi göstermektedirler: "Leyle-i Kadir, yirmi yedinci gecedir."

Bu nakli delile ilaveten akli bir delil ile mevzûu daha belirgin hale getirmek istiyorum. Sûre-i Celile'de (Kadir Sûresi) "Leylet'ül Kadri" lafzı üç yerde geçmektedir. Bu lafzın harfleri dokuz tanedir. Bu sayıyı üçle çarptığımız zaman çıkan yekün de yirmi yediyi göstermektedir.

Kadir Gecesi Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Hava berrak ve güzel olur. O gece her şey Allah'a secde eder. Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.

Kadir Gecesi'nde Ne Yapılır?

Kadir Gecesi'ni, namaz kılarak, Kur'an-ı Kerim okuyarak, tövbe, istiğfar ederek ve dua yaparak değerlendirmeliyiz.

Bu gecede,4 rekât Kadir Gecesi Namazı kılınır.

1.Rekât Fatiha 3 inna enzelnahü

2.Rekât Fatiha 3 ihlası şerif

3.Rekât Fatiha 3 inna enzelnahü

4.Rekât Fatiha 3 ihlası şerif

Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir.Kazası yoksa nafile kilar.

Namazdan sonra 1 defa:

Allahü ekber Allahü ekber La ilahe illalahü vallahü ekber Alahü ekber ve lillahil hamd.

100 defa Elem neşrah leke

100 defa İnna enzelnâhü

100 defa “Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni”

okunup dua edilir.

Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle bir de tesbih namazı kılınır.

 

Kadir Gecesi'ni görmek ne demektir?

Onu görmek demek, ona mahsus olan nurlar ile meleklerin inmesi gibi özelliklere, ilmi ifade eden alametleri görmek yahut öyle bir ilmi ifade eden ve hakikati ancak ehlince bilinen bir keşfe ermektir

En Mübarek Gece Hangisidir?

Ve "bin aydan hayırlıdır" âyetinden ortaya çıkan da bu gecenin "günlerin efendisi" olan cuma ve arefe gecelerinden de daha faziletli olmasıdır. Bununla beraber bunda da hayli münakaşa edilmiştir. Bu âyet gereğince bunun Mirâç Gecesi'nden de daha faziletli olması gerekir. Fakat yukarıda da geçtiği üzere Resulullah hakkında Miraç Gecesi daha faziletli, ümmet hakkında da Kadir Gecesi daha faziletli olduğu söylenmiştir. Fakat Kadir Gecesi, sene içinde dönen gizli bir gece olduğuna göre bu büyük olayların hepsi birer Kadir Gecesine tesadüf etmiş olması, bütün ihtilafı kaldıracak olan en güzel bir şekil olmuş olur. Bunlar içinde Kur'ân-ın ilk nazil olduğu Kadir Gecesi ise, hepsinden en faziletli olan yegâne Kadir Gecesi olması gerektir ki, her Ramazan'ın yirmi yedinci gecesi, bunun her sene devretmiş olma şerefiyle gizli olan Kadir Gecesi'ne isabeti en çok düşünülen bir gece olduğu cihetle çoğunluğun görüşü burada toplanmıştır. Bunun gündüzünde de gecesi gibi dua ve ibadet ile mücahide sünnet olur. Ki bunda çeşitli mütalâalar sebebiyle meydana gelen farklılıklar da ortadan kaldırılmış olur. Zira bilinmektedir ki yer üzerinde bir yerde gece olurken, diğer bir yerde gündüz olur. Her iklimde bulunan kendi gecesini ihya etmek suretiyle aynı hayır ve selametten faydalanırsa da gündüzüyle beraber hesap edilmesi, icabet için daha ihtiyatlı demektir.

Bütün bu açıklamadan sonra sûrenin kendisinden sonrasına bağlanmasından çıkacak olan mânâ da şu olur: O okunması emredilen Kur'ân'ı böyle bir Kadir Gecesi'nde indiren biz büyük şan sahibi olan Rabbin olduğumuz için ancak bize secde et ve yaklaş. Bu mânâda ise Miraç Gecesi'nin daha yüksek oluşunu anlamak mümkün olur. Cenab-ı Allah biz kullarını da Kadir Gecesi'nin hayır ve faziletine eren salih kullar zümresine soksun. Alûsî'nin kaydettiği üzere Sofiyye ıstılahında Kadir Gecesi, Allah yolunu tutanın, sevilen Hakk'a oranla kıymet ve mertebesini tanıyacağı özel bir tecelliye erdiği gecedir ki, o gece hak yolcusunun aynı toplantıya ve marifette yetişkinler makamına ilk girdiği vaktidir. Ve bu gece bin aydan hayırlıdır diye adlandırılır.

Öyleki; “O gece, bin aydan hayırlıdır.”

a) Bir mü'minin gönülden hamd niyazı 1000 aylık zahiri ibadetten hayırlıdır.

b) Kesin olduğu bütün tefsircilerce kabul edilen bir hadise göre: Efendimiz, rüyalarında Emeviler'in minbere tırmandıklarını görmüş ve çok müteessir olmuştu. Bu rüyadan sonra Sûre-i Kevser ve Sûre-i Kadir nazil oldu.

Emeviler'in zahiri saltanatları ise 83 sene 4 ay; yani bin ay sürdü.

Kevser Sûresi'nde Emevi soyunun ebder olduğu; Kadir Sûresi'nde ise Emeviler'in 1000 ay sonra yıkılacakları dile geliyordu.

Hadislerin toplandığı yıllarda, siyasi otorite Emeviler'in elinde olmasına rağmen, bu hadisin yazılmasına karşı çıkmadılar. Kendilerinde az da olsa bir hayra nisbet kurdular(*)

Sonucunda ise Horasanlı Ebâ Muslim, Kur'an'ın bu mucizesine inanarak Emeviler', 30-40 kişilik askeri ile yerle bir etmiştir.

c) Efendimiz bir emrinde : “Bin yıl zahiri feyz yağsa, Fâtiha 'nın sırrı ondan daha hayırlıdır.” buyurmuştur.

d) Bin ay, normal melek zaman saatinde (4.ayete kıyasla) bir gecedir ve bu gece; Kadir Gecesi, gayb zaman saatinin dünyada işleyiverdiği bir mucize zaman genleşmesidir.

e) Hz.Ali Kadir Gecesi'nde şehit edildi.

f) Kalbe, gaybdan bir hikmet gelince bin yıllık terakki olur.

g) Bin ay, yaklaşık olarak uzun bir ömrü temsil eder. Bu âyet buyurmaktadır ki: Bu gecede alacağınız gerçek bir kalb feyzi, ömrümüzün tümünden daha hayırlıdır.

Her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bilmek

Din adamlarının bazısı, Leyle-i Kadr'in senenin günleri içinde gizlenmiş olduğunu söylemişlerdir. İhmalkârlık yapmasınlar ve diğer geceleri de ihya etsinler diye bu gecenin gizlendiğini ifade etmişlerdir. Hızır Aleyhisselam'da gizlenmiştir. İlim adamlarına ve zahid kimselere gösterilen alaka, fukara ve gurebaya da gösterilmelidir. Bu ihtimalden dolayı "Her geceyi kadir bil, her gördüğünü Hızır bil" denilmiştir. Cenab-ı Hak bu geceyi hakkıyla ihya eden kullar arasına bizleri de ilhak eylesin ve bizi zatına kul ve Habibine ümmet olma şerefinde daim eylesin.

 

Kadir Suresi

İnne enzelnahü fi leyletilkadri.veme edrake me leyletülkadri.leyletülkadri hayrun min elfi şehrin.tenezeelülmeleiketü verruhü fihe biiznirabbihim min külli emrin selamün hiye hatte matla'lfecri.

Surenin anlamı şöyledir:

Biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen nerden bileceksin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh, o gece Rablerinin izniyle (o yıl takdir edilmiş olan) her iş için iner de iner. Esenliktir o, tâ tan yeri ağarıncaya kadar.

Kur'an-ı Kerim'in doksan yedinci suresi olup beş ayet; otuz kelime ve yüz yirmi harften oluşur. Fasılası “ra” harfidir. İsmini ilk ayetinde geçen “kadr” kelimesinden alan bu surenin Mekke'de mi, yoksa Medine'de mi indiği konusunda ihtilaf vardır.

Kadr sözcüğü burada su iki anlamda kullanılmış olabilir: Bunlardan biri, takdir anlamıdır. Allah bu gece takdirleri yani kaderleri uygulamak üzere meleklere emir verir. Bunu, Duhân Sûresi'ndeki şu ayet destekliyor: “O gece katımızdan her hikmetli emir sadır olur.” Diğer anlamı ise, azamet ve şereftir. Bu husus, surenin;“Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır” ayetinde ifade edilmektedir. Daha nasıl hayırlı olmasın ki, Allah'ın insanlığa son mesajı bu gecede indirilmeye başlanmıştır. Gece, değerini bu olaydan almaktadır. Ve bu geceyi anmak, insanlığa rahmet olarak Kur'an'ın inmeye başladığı bu geceyi ihya etmek Müslümanlara tavsiye edilmiştir.

O gece öyle bir gecedir ki Kur'an ayetleri Hz. Muhammed (s.a.v.)'in kalbine inmeye başladığı gecedir.

Surenin İniş Sebebi

Bu surenin inişi hakkında değişik rivayetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:

Bir kere Resulullah (s.a.v) Ashab-ı Kiram'a İsrailogulları'ndan birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihat ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmesi üzerine Cenab-ı Hak, Kadir Sûresi'ni indirmiştir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).

 

Kadir Gecesi Denilmesinin Sebebi

Bu geceye Kadir Gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:

a) Kur'an-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.

b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.

c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâla'nın ezeli kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).

d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.

e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mümine selam verirler.

 

Gizli Olmasının Sebebi

Allah Teâlâ şu beş şeyi, beş şeyde gizlemiştir:

1- Rızasını, taamlarda gizlemiştir.

2- Gazabını, ma'siyetlerde gizlemiştir.

3- Orta namazını, diğer namazlar arasında gizlemiştir.

4- Veli kulunu, halk arasında gizlemiştir.

5- Kadir Gecesi'ni, Ramazan Ayı'nda gizlemiştir.

Hz. Mevlâna: “Ey genç! Ne bütün geceler Kadir'dir, ne bütün geceler ondan hâlidir.” der. Âşıklar için Kadir Gecesi, sevgiliye (yüce Rabb'e) yakınlık hazzının duyulduğu gecedir.

Gönül erbâbına, velîlere, müminler arasından Allah Teâlâ'nın murad ettiği tâat ehline Kadir Gecesi hayret verici pek çok şeyler ihsân edilir. Bunlar, o zâtların hallerine, kısmetlerine, azîz ve celîl olan Allah'a yakınlık derecelerine göre farklı farklı tecelli eder. Kadir Gecesi'nin farkına varan kimsenin bunu gizlemesi sünnettir.

Bunların gizli tutulmasından maksat müminlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah'a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamaktır. Müminler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatla değerlendirmelidir. Ebu Hureyre (r.a)'in rivayet etmiş olduğu Hadis-i Şerif'te Peygamber Efendimiz (s.a.v.) söyle buyurmuştur:

“Kim Kadir Gecesi'ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buharı).

Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tövbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Bu da kişinin imanını tazeler. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler.

Bu, bin aydan hayırlı olduğu bildirilen gecede insanlık âlemini huzura kavuşturmak için gerekli olan esaslar indirilmiştir. Namaz, zikir, teşbih, Kur'an okumak gibi…

Unutmayalım ki; özellikle bu gecede Tevvab olan Allah tövbelerimizi kabul edecektir. Bizlere bir ikram olarak sunulan bu kutsal Kadir Gecesinde Müslüman Türk Milleti'nin refahını, esir olan, silahlar altında can veren soydaş ve dindaşlarımızı dualarımızda unutmayalım. Bu gece, geçmişte haince katledilmiş Müslüman Türk Milleti'nin, ecdadımızın, Mustafa Kemal'imizin, Başbuğumuzun ve şehitlerimizin ruhuna Fatihalar gönderelim.

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla, hepimize hayırlı kandiller diliyoruz.

.

(*)Bu konuda ayrıntılı bilgi isteyenler Tirmizi, Tebarani, Delâilde Beyheki gibi kaynaklara ve Elmalılı merhum Hamdi Efendi'nin tefsirinde 5972. Sayfaya başvurabilirler

Kaynaklar:

1)Elmalı Tefsiri

2)Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen Dua ve İbadetler, Fazilet Neşriyat, 1983

3) Kürsiden Mü'minlere Sohbet ve Nasihatler, 1.Cild, Mehmed Emre, Erhan Yayınları, 1998

Sibel TÜRK

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - BÜLBÜLÜN DİLİNDEN GÜLCE (ŞİİR)

Kategori: Genc Asena

    <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_gencasena/yeniliste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25> 

BÜLBÜLÜN DİLİNDEN GÜLCE

Bir tebessüm bırak git yaralı yüreğime

Varlığın en az yokluğun kadar acı

Dinmeyecek fırtınaysa, boransa eğer bu sancı

Dokunma hakikate dokunma, üzme…

Bilinmez bu şeb-i Yelda

Doğacak hangi güneşe hasret

Bilinmez kâinata sığmayan bu sevda

Gözlerinden uzak, hangi şehirde gurbet

Bak her gece bir şafakla biter

Uyku bilmez gözlerle edilen dualarla dildeysen

İnadına kefaretsiz bir yemindeysen

Bütün senli şiirleri ateşsiz yak da git

Git bir tebessümün bir ömür yeter

Ruh beden muhtaçsa bu kadar

İstemem gelmesin en sevdiğim bahar

Çıkış yoksa…

Kapanmaz dediğim kapılar

Suratıma ansızın sıra sıra çarpıldıysa

İstemem dönmesin

Doğrudur sevdiğim bütün yanlışlarla

Zaten benden gidememişsin…

Belki bir vakit Türküler

Sana dair bütün sırları

Dudağımda müebbet yatan adını

Bir sabah yağmurunda döker

Bülbülün dilinden gülce

Gönlünü vermeden işitemeyeceğin bir seste

Fısıldayıverir, sana bizi seslenir türküler…

Gökçe Nur ŞAFAK

Rukiye Ülkü DUMAN

Yıl Sonu Özel Sayısı 2006 - Arka Kapak

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - YAVUZ'A... Tanrısevsin

Kategori: Genc Asena

    <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_gencasena/yeniliste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25> 

YAVUZ'A…

Anneni gördüm bu gün. Buz kesti elim ayağım. Her zamanki tereddütlerim üşüştü üzerime; ben korkak, ben aciz… Az değiştirmedim yolumu onları görünce; ne diyeceğimi bilemediğimden, kendime güvenemediğimden hep kaçtım. Kimi bayram günleri evinizin kapısına kadar gidip geri döndüm. Sen beni, ben kadar bilirdin, ya o bağrı yanık ihtiyarlar anlayabilir miydi? En çok vefasızlık sanmalarından korkarım, hâlbuki bu bizim tutukluluğumuzdu. Biz hiç duygularımızı sere serpe yaşamadık. Düşüncelerimizi paylaştık ama duygularımızı asla. Nereden, kimden öğrenmiştik bu duvar sertliğinde görünmeyi? Neden seçtik bu davranışı, kimleri örnek aldık, bilemiyorum. Hele hele ağlamak, kadına neyse de erkeğe büsbütün ayıptı. Bu yaşımda bile kendime itiraf edemiyorum benim en büyük korkum ağlamaktı; annenin, yengenin, yeğenlerinin yanında kendimi tutamayıp ağlamak…

Bu sefer kaçmayacağım, sert çıktım kendime-yeter be git şu kadının elini öp!...

Dizlerim titreyerek gittim. Annen bankın birinde güneşi arkasına almış dinleniyor. Selam verip yanına oturdum.

•  Teyze ben Metin. Oğlunuzun arkadaşı liseden.

Tedirgin uzattı elini, öptüm. Hatırladı zannederim ama kondurmadı üstüne; bu saçı sakalı ağarmış adam onun oğlunun nasıl arkadaşı olabilirdi? Hayalindeki oğul hala on yedisindeydi ve kömür karası saçlara sahipti.

Dereden tepeden konuştuk bir müddet, arkadaşlardan isimlerini hatırladığı birkaç kişinin ne yaptıklarını sordu. Ben anlattım. Ben ağabeyini sordum, hala şiir yazıyor muydu?

Seni konuşamadık, oradaydın seni yaşıyorduk, ama konuşamıyorduk.

Sonra vedalaşıp yanından ayrıldım. Rahatlamam ve kendimi iyi hissetmem gerekli değil mi, bu kez korkaklık etmedim. Ne gezer? O iklime girdim mi çıkamıyorum bir müddet.

Ne zaman okulun bulunduğu semte yolum düşse, ne zaman adliyeden geçsem girerim bu iklime ki çetin bir muhasebe gerektirir; benim bizim adımıza canım yanar. Süratle değişen ve gelişen bu kadim şehir, hafızamda değişmeyecek sokaklara sahip. Her biri sizi hatırlatır.

17 Mayıs 1979, evvelindeki ve sonrasındaki birbirine yakın tarihler, acı çeteleleri bizim için. Her birinde birer yiğit uğurladık kutlu âlemlere.

Güzel arkadaşım,; bazen hayali bir yumruğu sallarım gökyüzüne gittiniz diye, kızarım size bunca yükü, bunca pisliği bizim omuzlarımıza bıraktınız. Bu yükü kaldırmak için yiğit yoldaşlara ihtiyaç olduğunu sizde bilirdiniz ya neyse.

Tanıdık esnafa rastlamamaya dikkat ederek eve doğru yürüyorum. Ayaklarım eski adliye binasının olduğu sokağa sürüklüyor. Eski bir filmi yaşarken her şey tamam olmalı… Ve bu anı, bu saatleri sadece size ayırmalıyım başkalarına tahammülüm yok.

Son sınıfı lisenin oldukça zordu, Türkiye için zordu. Her gün onlarca kişinin öldüğü haberi veriliyordu televizyonlarda; her zamanki gibi haberler de aleyhimizeydi. Dokuz-on delikanlı idik bir o kadar da kız arkadaşımız vardı.

Okul müdürümüz bir sabah, faşist çember daralıyor bu durumda ders işleyemeyiz, deyip bizzat boykot başlatmıştı. İstiklal Marşı da faşistlerin olduğu için okunmamalıydı.

Aynı gün akşam müdürün kapısı çalınır, karısı kapıyı açar, gelen şahıs ateş eder. Karısı ve çocuklarının gözü önünde müdür öldürülür.

Karşıt görüşlü karşı komşuları olduğum için önce beni alırlar karakola. Ya da bir suçluya ihtiyaçları vardır. Nasıl olduysa sabaha bırakırlar. Okula geldiğimde dudağımın şiş, gözümün mor haline bakıp çok öfkelenmiştin. Hırsından delirecektin. Kendi acımı unutup seni teselli ettim. Sonra güldük hep birlikte, bizim kızlara da komik gelmişti yüzümün bozulmuş şekli.

Taş toplarken bahçeden gülleri hiç fark etmedik. Kavak yelleri de esmedi başımızda. Herhalde vızıldayan kurşunlardan çekindiler.

Sahi biz aynı kıza da âşık olmadık değil mi? Dilimde tekerleme mi şiir mi bilmem, bir şeyler geveliyorum:

Küçücük ufacıktık

Top oynadık acıktık

Küçücük ufacıktık

Top oynadık acıktık

Biz hiç küçücük olmadık. 17–18 deyken bile kırk yaş olgunluğunda ve sorumluluğundaydık. Biz kurtaracaktık Türkiye'yi, iliklerimize kadar inanıyorduk. Delicesine bir tutkuyla bağlandığımız bu davada vereceğimiz en ufak taviz bizi yolumuzdan alıkoyardı, bir de ihanet etmiş olurduk arkadaşlarımıza.

Hiç şarkı türkü dinlemedik. Marşlarımız vardı heyecanlarımıza tercüman.

Dans mı, spor mu? O da ne? Okul bahçesinde bisiklete binen kızlarımızdan birine öyle bir tavır koyduk ki bize hiç yakışmaz diye.

Köşesine geldim adliyenin. Üşüyorum. O günü eksiksiz hatırlıyorum. Kan gölünün ortasında siyah saçların gözükmüyor, Sezai'yle yan yana yatıyorsun. Yüzünde mütebessim bir ifade, gözlerin aralık.

O gün ayran şölenimiz vardı. Bir nevi devir teslim töreni, mezun oluyorduk ya, alt sınıflara görev ve yetki teslim edeceğiz.

Kolunun altında dosyalar; bize, kızlara talimatlar yağdırıyorsun:

•  Şiirinizi ezberlediniz mi?

•  Anlatacağınız konular hazır mı?

Sonra herkes dernekte toplanırken haberiniz geldi. Kızılca kıyametler koptu. Kıyametin görünmeyeni çocuk yüreklerimizde. Arkadaş ölümünü kaldıramayacak kadar küçücüktük. Onlar ölmediler! Onlar diri! Dedi büyükler. Başımızı yere eğdik ve yutkunduk. Ağlamak ayıptı…

Tekbirlerle uğurladık sizi, giderken parçalarımızı götürdünüz. Her tekbir duyuşumda bir kurbanlık koç gibi düşünürüm. Kimler kurban ettiler sizi? Hangi ilahlara adandınız?

Yok, yok yanlış anlama! Ben biliyorum, siz olmanız gereken yerdesiniz ve dirisiniz, gençsiniz, sizin saçlarınıza ak düşmedi, yüzünüzde çizgi yok; hala on yedisindesiniz.

Birlikte çözecektik hayatın sırlarını hani? Hepsini bana bırakıp gittin ya helal olsun! Yanımda olsan sorardım: ruhlar nerede bekler gelecek dostlarını?

Gökyüzünde gezinir bizi izler misin? Bir güvercin kanadının arkasına saklanır, döner misin üzerimizde?

O zaman görme çirkinliklerimizi, nefsi davranışlarımızda kapa gözlerini; kapat ki utanmayalım.

En neşelisi, en hareketlisi, en sevileni sendin. Eğer bu bir misillemeyse en doğru kimseyi seçmişlerdi. Canımızı en çok yakacak noktayı…

Bir şair size “Onlar çocuktular/Bulutlara uçtular” dedi.

Bulunduğun yerden bu gariplere dua et emi?

Ya biz nasıl kaldıracağız bu yükü, nasıl ödeyeceğiz vefa borcumuzu? Oğullarımıza isminizi vermek yetmeyecek, onlara sizi anlatmak lazım. Ama anlatmaya kalktığımda bir şeyler gelip boğazıma tıkanıyor. Susuyorum. Susmazsam ağlayacağım. Ellerim cebimde, dilimde tekerleme:

“Küçücüktük ufacıktık

Top oynadık acıktık.”

Sonra kan gölüne düştü topumuz, gidip aldık. Kan oldu parmaklarımız. Yüreğimize sildik parmaklarımızı…

Kapıyı çalıyorum. Allak bullak yüzüme bakıyor karım. Halden anlar, sormuyor sağ olsun. “Yavuz nerede” diyorum.

“Onu bana gönder, bir destan anlatacağım. Ağlayacağım. Ağlayacağım…”

Tanrısevsin

Yıl Sonu Özel Sayısı 2006 - Sayfa 28

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - Konya Ülkü Ocakları İl Başkanı Zeki ZORLU

Kategori: Roportajlar

     <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_roportaj/liste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25>
Konya Ülkü Ocakları İl Başkanı
Zeki ZORLU

 

 

Sayın Başkan öncelikle kendinizi tanıtırmısınız?

29 Şubat 1980 Konya Bozkır doğumluyum. İlkokulu Hazım Uluşahin İlkokulu'nda, Orta ve Lise öğrenimimi ise Anadolu Ticaret Meslek Lisesi'nde tamamladım. Daha sonra ise, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni kazandım. Lise yıllarından beri evimiz olan Ülkü Ocakları'nda çeşitli görevlerde bulundum.15 Nisan 2005 tarihinde Genel Merkezimizin takdiri Genel Başkanımızın emri ile bu kutlu bayrağı taşımak için Ülkü Ocakları Konya İl Başkanlığı görevine atandım.

Konya Ülkü Ocakları İl başkanlığının teşkilat yapısı, şube sayısı ve faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Konya Merkez ocağımız dâhil toplam 34 ilçe ve belde teşkilatımız bulunmaktadır. Konya İl yönetimimiz ise toplam 13 kişiden oluşmaktadır. Bizlerin öncelikli faaliyeti, eğitim programlarını ivedilikle hazırlayıp seminer programlarımızı hayata geçirmek oldu. Her fakülte ve lise teşkilatlarımıza ayrıca çalışan arkadaşlarımıza düzenli seminerler verdik. Göreve geldiğimiz dönemde birlik ve beraberliğimizi artırmak, kaynaşmayı hızlandırmak amacıyla 16 Mayıs'ta bir gece düzenledik. Bu gecede sahne alan Mustafa Yıldızdoğan salonu dolduran binlerce ülkücüye çok güzel bir konser takdim etti. 2.Dönem başında hızlandırılmış ÖSS kursu başlattık. Birçok ülküdaşımız bu kurstan faydalandı. Şu anda da ülkücü öğretmenlerimizle bu kursu daha geniş ve daha faydalı hale getirip, yeniden başlatmak için istişare etmekteyiz. Allah'ın izniyle Ekim ayı içinde bu kursu tekrar başlatacağız.

3 Mayıs Türkçülük Bayramında bir şölen düzenledik. Bu şölene ülkücüler kadar halkında katılım sağlaması, söylenen türkülere marşlara katılması bizlerle beraber gözleme yemeleri gerçekten halkın ülkücü harekete ne kadar ihtiyaç ve özlem duyduğunun kanıtı gibiydi. Aynı gün öğleden sonra da Alaaddin Keykubat Kampusun'de bir pilav programı ve konferans düzenledik. Burada da üniversite hocalarımızın ve öğrenci arkadaşlarımızın yoğun ilgisi bizi memnun etti.

17 Aralık 2005 tarihinde de Ahmet Yılmaz'ın katıldığı bir konser programı düzenledik. Hava şartlarının çok elverişsiz olmasına rağmen salonu dolduran binlerce ülkücü güzel bir geceye tanıklık ettiler.

Geçtiğimiz Ramazan ayında öğrenci kardeşlerimizi ve çevre esnafı her gün ocağımızda iftarlarla ağırladık. Allah'ın izni ile bu yılda tüm Ramazan Ayı boyunca iftar yemeği vermeye devam edeceğiz. Ayrıca Kampüs'te olan ülküdaşlarımız içinde bir iftar programı hazırlamaya çalışmaktayız.

İl Ocak dışında da ilçe ocaklarımız da sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulundular. Beyşehir ve Bozkır'da Osman Öztunç, Ilgın'da Yıldırım Yıldızdoğan-Kaan Gönül, Karapınar'da da Kaan Gönül sahne alıp ülküdaşlarımıza hitap etme fırsatı buldular. Ayrıca Karapınar ilçemizde 150 kadar ihtiyaç sahibi çocuğumuz Ülkü Ocağımız tarafından düzenlenen bir şölenle sünnet ettirildi.

4 Nisan'da Başbuğumuzu anma programları ve mevlit programları her ocağımız tarafından yapıldı.

Lübnan tezkeresi meclisten geçti ve Türk askeri Lübnan'a gönderiliyor. Mehmetçiği Lübnan'a gönderen hükümetin bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Lübnan'a asker gönderme tezkeresi maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiştir. Hükümet'in, ABD'nin Irak'a Türkiye üzerinden girme talebine olumlu cevap verememesi, yani 3 Mart tezkeresini Meclisten onaylatamaması sebebiyle Amerika'ya karşı bir mahcubiyeti vardı.

Bunu telafi edebilmesi için İsrail ve ABD'nin gönlünü almak amacıyla, milli ve manevi meselelerimizi bir kenara bırakarak bu karar alınmıştır. Türk Devletinin tarihi misyonunu ve stratejik önemini düşünmeden yapılan bir hatadır.

Meseleyi öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliği açısından ve gidilen bölgedeki etnik ve mezhep çatışmaları da dikkate alınarak ele alırsak şunlara da değinmemiz icap eder. Türkiye Cumhuriyeti'nin iç ve dış güvenliği her şeyin önünde gelir. Hükümet tarafından en azından şöyle bir talep olmalıydı. Lübnan ve benzeri yerlere bir kısım sebeplerle Birleşmiş

Milletler Askeri gönderiliyorsa, Türkiye'nin terör belasından muzdarip olduğu kuzey Irak'a da aynı nedenlerle Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında asker gönderilsin ve orada bir tampon bölge oluşturulsun teklifi sunulmalıydı. Zaten ABD Kuzey Irak'ta yaptığı gibi Lübnan'da da silah bırakma çağrısı yapabilirdi. Ama onlar da bunun bir anlam ifade etmediğini bilmektedirler. Ayrıca Lübnan bölgesi Şiilerin, Sünnilerin, Dürzîlerin, Hıristiyanların ve Ermenilerin yaşadığı bir yerdir. Biz tarih boyunca mezhep çatışmalarına hiç karışmayan bir milletiz. Bu nedenle o bölgede bizi Arapların ve diğer milletlerin mezhep çatışmalarının içine itmeye kimsenin hakkı yoktur. Allah korusun ama böyle bir ortamda bir Mehmetçiğimizin parmağı kanarsa bu Yüce Millet bunun hesabını en ağır şekilde askerimizi oralarda bazılarına bekçilik yapmaya gönderen bu teslimiyetçi AKP hükümetinden sorar.

Ertuğrul Gazi anma şenliklerinde Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın protesto edilmesi ve ardından yaşanan tatsız olaylar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Ertuğrul Gazi anma şenliklerinde bir milli tepki meydana gelmiştir. Çünkü orası Osmanlı devleti'nin kurulduğu mekân ve oraya gelen insanlar özbe öz Türk'tür. Bu malum olay da, Sayın Başbakan'ın iktidara geldiği günden bu güne takınmış olduğu gayrı milli tutuma bir tepki olarak tezahür etmiştir. Bardağı taşıran birkaç damla üst üste gelince, mesela, bir şehit yakınına “askerlik yan gelip yatma yeri değil” sözü, bir çiftçiye,“ananı da al buradan git” sözü ve ağzından bir defa olsun Türk Milleti ifadesinin çıkmayışı gibi Türk Milletinin dikkatini çeken daha böyle onlarca mesele yüzünden Türk Milleti tepki göstermiştir.

Söğüt olaylarında bazı basın organlarının ve siyasi parti temsilcilerinin olayların sorumlusu olarak ülkücüleri göstererek, ülkücü hareketi toplum nezdinde karalayan beyanat ve demeçleri hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Söğüt olaylarında yukarıda bahsettiğimiz gibi milli bir tepki meydana gelmiştir. Bu meseleyi münhasıran ülkücülere mal etmek basiretsizlik ya da kasıtlı bir davranış olur. Ülkücüler yıllardır olduğu gibi yine Ertuğrul Gazi'yi anmaya gitmişlerdir. Ama hayatında hiç oraya gelmeyenler hatta Büyük Türk hakanlarının adını bile ağzına almayı ırkçılık sayan zihniyetin mensupları nedense orada idiler. Birileri, yükselen Türk Milliyetçiliği anlayışını görmekte ve bunun da lokomotifi konumunda olan Ülkücüleri zan altında bırakarak Milliyetçi Hareketin iktidarını engellemek istemektedir. Bu konuda mevcut gayri milli basın kuruluşları da Söğüt olayları sonrasında üzerine düşen görevleri tatbik etmiştir . .

12 Eylül 1980 ihtilali hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

12 Eylül 1980 ihtilali, Türk soyundan olan yetişmiş Ülkücü kadroların kendi ülkesini yönetme aşamasına geldiği bir anda vuku bulmuştur. Emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerin beraberce planladığı ve neticesi itibariyle binlerce mağduriyete mal olan bir hadisedir. “Ezan susmasın bayrak inmesin” diye Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir Milli devleti kurma planı ve “Esir Türk İllerine hürriyet” düsturuyla hareket edip, nihai hedef olarak da bütün dünyaya düzen vermek idealinde olan Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve kadroları zindanlara doldurulmuştur. Hâlbuki devlete, millete ve ahlaka karşı mücadele edip komünist düzen getirmek isteyenler üzerine ihtilal yapılmalıydı. Onlarca Ülküdaşımız idam edilmiş ve binlerce gönüldaşımız hapislerde çürümüştür. Bu sebepten dolayı 12 Eylül ihtilalini benimsememiz mümkün değildir.

AKP hükümetinin terörle mücadele konusunda ABD ile uzlaşıp, iki taraflı koordinatör ataması ve güvenlik sorununu dış güçlerden medet umar şekilde çözmesi hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Terör konusunda mevcut hükümetin herhangi bir mücadele planı olmadığı gibi Amerika Birleşik Devletleri'nden de beklediği bir şey yoktur. Kamuoyunu yanıltma ve oyalama taktiği içinde hareket ediyorlar ve Türk Milletinin varlığı, birliği ve yarınları ile ilgili herhangi bir kaygı taşımamaktadırlar. Bu nedenle Türk Milleti terörü ve terörü besleyenleri ve de terör konusunda gereğini yapmayan yöneticileri de gerekli muameleye tabi tutacağı günü beklemektedir.

Son olarak Konya'dan ülkücü gençliğe vermek istediğiniz mesajları alabilir miyiz?

Vatanımızın toprak bütünlüğünün bozulmaya çalışıldığı, Türk Kültürü'nün tartışıldığı, örf-ananelerimizin yok sayılmaya çalışıldığı bir dönemde, Konyalı genç arkadaşlarımızın hassasiyetini bilmekteyim. Ancak bu zor dönemde gençlerimizin üzerlerine düşen görev; öğrenci olan arkadaşlarımızın derslerinde başarılı olmaları, çalışan arkadaşlarımızın da yaptıkları işlerinde daha fazla üretim daha fazla ekonomimize katkı olmalıdır. Yani; bulundukları görevlerinde azami başarı olmalıdır. Ülkücü arkadaşlarımızın sağduyularını korumalarını, kişilerin veya kurumların oyunlarına alet olmamalarını, özellikle de bizleri sokağa çekmek isteyen bazı siyasi grupların oyunlarına gelmemelerini yasaların verdiği hakları da sonuna kadar kullanmalarını istiyorum. Çünkü Milliyetçi Hareket'in iktidarında verdiğimiz bu uğraşın, bu sabrın meyvesini bütün milletimiz gibi bizlerde görüp bu gururu taşıyacağız. Bütün ülküdaşlarımı Allah'a emanet ediyorum. Allah verilen bu uğraşta hepimizin yardımcı olsun.

Sizlere de bana bu fırsatı verdiğinizden dolayı teşekkür ederim.

 

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - Adana Ülkü Ocakları İl Başkanı Taner ÖZLER

Kategori: Roportajlar

     <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_roportaj/liste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25>
Adana Ülkü Ocakları İl Başkanı
Taner ÖZLER

 

 

Sayın Başkan öncelikle kendinizi tanıtır mısınız ?

01 Kasım 1976 Adana Ceyhan doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi

Yakapınar'da tamamladım. Lisans eğitimimi, Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladım. Üniversite yıllarında teşkilatımızın çeşitli alanlarda görevlerde bulundum. Adana Ülkü Ocaklarına bağlı Radyo Turanda görev aldım.

Daha sonra Adana Ülkü Ocaklarında AR-GE masasında görev aldım. 9 Şubat 2006 tarihinde Genel merkezimizin bana verdiği yetki ile göreve başladım. Bekâr olup özel bir şirkette idareci olarak görev yapmaktayım.

Adana Ülkü Ocakları İl Başkanlığının teşkilat yapısı şube sayısı ve faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Genel merkezin Türkiye genelinde homojeniteyi sağlamak için uygulamaya koyduğu teşkilat şeması Adana Ülkü Ocaklarında aynen uygulanmaktadır. Bu çerçevede yönetimimizde 8 üniversite öğrencisi, bir avukat, bir bankacı, bir devlet memuru , biri de işçi olup 32 yaş üstü yönetimimizde kimse bulunmamaktadır. İlimizde 4 tane mahalle ocak, 4 tane ilçe ocak bulunmaktadır. Eksik ilçelerde ve potansiyel olan mahallelerde teşkilat kurma çalışmalarımız devam etmektedir. Toplumumuzun % 50 sini teşkil eden bayanları teşkilat içerisine kazandırma çalışmalarımız sürmektedir. Üniversitenin bütün Fakültelerinde ve Meslek Yüksek okullarında teşkilatlarımız bulunmaktadır. Merkezde bulunan tüm liselerde teşkilatlarımız mevcuttur. Bürokrasi masamız etkin bir şekilde çalışmaya devam etmekte gelen dava arkadaşlarımıza elden geldiğince yardımcı olunmaktadır. Çukurova Üniversitesine Türk Dünyasından gelen kardeşlerimize yardımcı olunmakta ocakla irtibata geçmeleri teşvik edilmektedir. Basın Yayın masamız önemli gün ve haftalarda mahalli gazetelerde haberlerimizi yayınlatmakta il ocak başkanımızın görsel medyadaki programlarını ayarlamakta olup iki televizyon kanalında il ocak başkanımızın gençlikle ilgili televizyon programlarına katılımını sağlamıştır. Hukuk masamız ocaklardaki disiplin anlayışıyla ilgili tüm ocaklarda seminerler vermiş, ocaklara uyum problemi olan arkadaşlarımız yapı içerisinden uzaklaştırılması sağlanmıştır. AR-GE masamız farklı disiplinlerde öğretim üyeleriyle temasa geçmiş Türk gençliği sosyo kültürel manada bugünkü durumuyla ilgili anket soruları hazırlanmış önümüzdeki ayda da anketimiz sonuçlandırılacaktır. Geçtiğimiz dönemde Kapalı Spor Salonunda gece yapılmış mahalle ve ilçe ocakların düzenlemiş olduğu gecelere katkı ve destek sağlanmıştır. Ocağımızda eğitim çalışmalarına çok büyük önem verilmektedir. Bu meyanda üniversite öğretim üyelerinden oluşturulan bir kadroyla eğitim programları hazırlanmış orta öğretim ve üniversite öğrencilerine bu eğitim programları seminerler dâhilinde sunulmaktadır.

301. maddenin kaldırılma çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk ceza kanunun 301. maddesi Avrupa Birliği üyeleri ülkelerin ceza kanunlarında değişik şekillerde mevcuttur. 301. madde içeriğinin tartışılmasından ziyade tümüyle kaldırılması düşünülmektedir. Bu suretle bölücü ve ayrılıkçı faaliyet ve propagandanın serbest olması istenmektedir. Maddenin demokratik olmadığı iddiası dayanaksız ve temelsizdir. Maddenin 4 fıkrasında yer alan eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz hükmüne rağmen talebin amacı açık olup bölücülüğü serbest bırakmaktır. Buradaki ana düşünce özgürlük maskesi altında Türk milletinin mukaddes değerlerine küfretmenin serbest bırakılmasıdır. Buradan hükümete sesleniyorum; milli değerlerimiz ve ülkemizin bölünmez bütünlüğüne karşı yapılan tahribattan derhal vazgeçilmelidir.

PKK'nın sözde silah bırakmasını nasıl değerlendiriyorsunuz.?

Bilindiği üzere ABD'nin Irak'a yerleşmesinin arkasında Büyük Ortadoğu Projesi hayali yatmaktadır. Şu an için Türkiye'deki basiretsiz iktidarında işbirlikçi ABD politikaları sayesinde Büyük Ortadoğu Projesi aşama aşama gerçekleşmektedir. Şu anki Irak'ın federatif yapısı, süreç içerisinde parçalanacak, Kuzey Irak'ta Kürdistan devleti kurulacaktır.

Bundan sonraki adımda Türkiye'nin Güneydoğu'su, Suriye, Iraktan alınacak topraklarla Kürdistanın kurulmasına büyük gayret gösterilecektir. Mevcut hükümete rağmen Türk ordusunun kararlı tutumunun farkında olan Türkiye'deki taşeronu PKK, onun siyasi uzantısı olan parti ve kendilerini aydın olarak tanımlayan satılmış kalemşorlar barış adı altında sanki Türk devletiyle pazarlık edercesine ateşkes çağrısında bulunmuş, Başbakanda açıklamayı olumlu değerlendirmiştir. Bu çağrının altında terör örgütünün mensupları yandaşlarını diri ve canlı tutma politikası yapmaktadır. Türk ordusunun kararlı tutumundan ABD ve onun taşeronu PKK çekinmiştir. Türk milleti bu hassas konuda uyanık olmalıdır. Düşmanın taktiğini iyi algılamalıdır. Bunun için milletimizi uyarmak bizlere düşmektedir. Bu çerçevede milletimizin temel değer yargılarını zedeleyen işbirlikçi siyasi aksiyondan acilen kurtulup Milliyetçi Hareketi tek başına iktidara taşımanın gayreti ve azmi içerisinde olmalıyız. Türk ordusu da vatanı koruma görevini yerine getirmek için hiç tereddüt duymadan Kuzey Irak'a girmelidir. Türk milleti olarak sözde ateşkes çağrılarına kanmamalıyız.

PKK'nın yayın organı olan ROJ TV'yi destekleyen DTP'li belediye başkanlarının hala neden görevden alınmamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Bilindiği üzere ROJ TV terör örgütü tarafından desteklenip finanse edilmektedir. Yayını da Danimarka'dan yapmaktadır. Geçtiğimiz dönemde Türkiye'nin Başbakanı Danimarka'yı ziyareti sırasında, Danimarka Başbakanı Rasmussene konuyu iletmiş, o dönem Avrupa Birliği dönem başkanlığını yapan Rasmussen Türkiye'den gelen bu talebi reddetmiştir. Bu hadise Avrupa Birliğinin Türkiye'ye bakışının net bir şekilde ifadesinin örneğidir. Bu ROJ TV'yi destekleyen DTP'li belediye başkanlarının görüş ve düşüncelerinin ve Türkiye'deki hedeflerinin ne olduğunun ifadesidir. Mevcut hükümetin düşünce ve niyeti, Türk Devletinin kuruluş felsefesiyle yani üniter devlet anlayışıyla adeta intikam alırcasına çatışmaktadır. Arkasına destek alarak aldığı fikriyatının örtüştüğü Avrupa Birliği ve ABD'dir. Dolayısıyla Mevcut hükümetin bu belediye başkanlarından hesap sorması da beklenemez. Başbakanın Danimarka'dan ROJ TV nin kapatılmasıyla ilgili talebi de göstermelik ve inandırıcılıktan uzaktır. DTP'lileri sorgulayacak olan İç İşleri Bakanı Abdulkadir Aksu'nun durumuna bakmanın yeterli olacağı kanaatindeyim.

AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan ARSLAN'ın pkkyı haklı bula, doğduğu toprakları Kürdistan olarak niteleyen, v.b. yazılarından oluşan kitabının ortaya çıkmasından sonra milletvekilliği görevine devam etmesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Bu olay AKP zihniyetinin görüş ve düşüncesini apaçık göstergesidir. Kendilerini demokrat olarak tanımlayan bu zihniyet ihalelerde yolsuzluk yapıldığını belgeleyen milletvekillerini partilerinden ihraç etmeyi kendi demokratlık anlayışlarıyla nasıl bağdaştığını anlamakta güçlük çekmekle birlikte Türk Devletini direk olarak hedef alan bölünmez bütünlüğümüze karşı saldıran Atatürk'ün kurmuş olduğu Cumhuriyeti bölmeye kalkan hainlerle ilgili disiplin kurullarını toplayamamış ve bu konuyla ilgili soruşturma yapılmasına bile gerek duymamıştır. Ben inanıyorum ki sureti haktan gözüken gerçek düşüncelerini yansıtmayan bu ve buna benzer AKP saflarında birçok milletvekili olduğu kanaatindeyim. Sayın Başbakan ve onun vekillerine buradan sesleniyorum; Türk Milletinin hassasiyetleriyle oynayıp sabrımızı denemeye kalkmayın eğer bu şekilde devam ederseniz sonunuz hüsran olacaktır.

Papa'nın İslam dini için söylediği sözlerden sonra, Türkiye'yi ziyaret etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yüce İslam dini ve onun peygamberi hakkında papanın sarf ettiği sözlerin kabul edilmesi asla mümkün değildir. Yüce İslam dini akla, bilgiye, bilime ve âlime büyük değer veren ve kutsal kitabı yüce Kuran-ı Kerim deki ayetlerle bu konulara yüzlerce defa atıfta bulunan ilahi bir dindir. Sevgiyi, kardeşliği, barışı ve huzuru esas alan bir dinin ve yüce peygamberimizin Hıristiyan âleminin ruhani temsilcisi ve Vatikan devletinin başı olan papa tarafından hedef alınması ve yakışıksız sözlerle anılması fevkalade üzüntü vericidir.

Sayın papayı şiddetle kınıyoruz. Sayın Başbakanı da konuyla ilgili göreve davet ediyoruz.

Son olarak Adana'dan ülkücü gençliğe vermek istediğiniz mesajları alabilir miyim?

Ülkü ocaklarının görevi amacı ve misyonu bellidir. Yüce Türk milletini hedef alan yabancı kültürlerin etkisine karşı koruma ve kalkan görevini ifa etmektir. Bu görevi ifa ederken kullanılan argümanların başı da eğitimdir. Ocaklarımızda milli kültürümüz ve maneviyatımızla ilgili çalışmalarımız sürmektedir. Ülkücü Türk gençliğinin yuvalandığı yer Ülkü ocaklarıdır. Ülkücü Türk genci bulunduğu her konumda en üstte olmayı hedeflemiştir. Bunun içinde yeise kapılmadan azimli, gayretli çalışkan ve üretken olmalıdır.Her Ülkücü Türk genci Türk milletinin son şansı olan hareketimizin lideri Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet BAHÇELİ'nin söylemlerini algılayıp bunları yorumlayıp analiz ettikten sonra milletiyle, arkadaşlarıyla paylaşmalıdır. 60'ıncı Hükümeti Milliyetçi Hareket yapıp ve Genel Başkanımızı da Başbakan yapmanın azim ve iradesi içerisinde olmalıyız.Adanalı Ülkücü Türk Gençliği olarak görevimizin bilincinde ve farkındayız.Elimizden gelen tüm gayreti sonuna kadar harcamaktan da vazgeçmeyeceğiz.Bu vesileyle görüş ve düşüncelerimizin aktarılmasına yardımcı olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel merkezi yetkililerine teşekkürü bir biliyor tüm ülküdaşlarımıza selam ve saygılarımı sunuyorum. Allah'a Emanet Olun.

 

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - Van Ülkü Ocakları İl Başkanı Metin TOKAT

Kategori: Roportajlar

     <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_roportaj/liste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25>
Van Ülkü Ocakları İl Başkanı

Metin TOKAT

 

 

Sayın Başkan öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1966 yılında Van il merkez Bostaniçi beldesinde doğdum. İlkokulu bu beldede, daha sonraki eğitim hayatımı şehir merkezinde tamamladım. 1983 yılında PTT'de göreve başladım. 1996–1997 yılında vatani görevimi tamamlayarak 1998 yılında tekrar görevime başladım, halen Türk Telekom'da teknisyen olarak görev yapmaktayım. Evli. dört çocuk babasıyım. 2003 yılı Mayıs ayından beri Van Ülkü Ocakları İl Başkanlığı görevini yürütmekten onur ve şeref duymaktayım.

 

Van Ülkü Ocakları İl Başkanlığı'nın teşkilat yapısı, şube sayısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

 

Van Ülkü Ocaklarına bağlı olarak iki ilçe ocağımız bulunmaktadır. Üç ilçemizde ocak açma çalışmaları devam etmekte olup, en kısa zamanda ocaklarımızın açılışları yapılacaktır.

İl Ocak yönetimi ise şu şekilde oluşmaktadır; Başkan, II. Başkan, Üniversite Masası, Teşkilat Masası, Bayanlar Masası, Ortaöğretim Masası, Eğitim Masası, Bürokrasi Masası, Basın-Yayın Masası, Sosyal Faaliyet Masası, Arge ve Türk Dünyası masalarından oluşmaktadır.

Ocağımızda, periyodik olarak eğitim seminerlerimiz yapılmaktadır.

Ramazan ayı boyunca ocak binamızda iftar yemekleri düzenlenmiş olup, camiamız genelinde ihtiyaç sahiplerine gerekli yardımlar yapılmıştır. Ocak binamızda dini ve milli günlerimizde, Mevlidi Şerif, anma sohbetleri ve slâyt gösterileri düzenlenmektedir. Ortaöğretim masasındaki gençlerimize, üniversite masasındaki ağabeyleri tarafından üniversiteye hazırlık kursları düzenlenmektedir.

Ocağımızda Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle genç yetiştirmek ana hedeflerimizdir.

Mehmet Ağar'ın 'Dağda silahla gezeceklerine, ovada siyaset yapsınlar' açıklamaları hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Sayın Ağar üç beş oy için pkk terör örgütü ve yandaşlarına gül uzatıyor. Diyarbakır'da görüştüğü sivil toplum örgütleri birilerinin ağzıyla konuşup, genel af diyor. Sayın Ağar'da Doğu ve Güneydoğu'daki halkın gözünü boyamak ve dış güçlerin tasfiye ettiği pkkyı sanki kendi çözümü ile çözmüş gibi göstermek için çıkıp meydanlara açıklamalar yapıyor. Devlet örgütle masaya oturmaz. Son zamanlara kadar devletimiz hiçbir zaman hainlerle uzlaşıp, onlarla muhatap bile olmamıştır. Hatta 57. hükümet döneminde çok şükür bu iş bitti derken, peşinden gelenler bu işi tekrar ranta çevirerek alevlendirdi. Bizim devlet anlayışımızla Sayın Ağarın devlet anlayışı farklı.

Fransa Ulusal Meclisi'nin aldığı Ermeni soykırımını “İnkâr Yasa Tasarısını” nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ermeni zulmünün en ağır yaşandığı illerden biriside Van'dır. İlimizdeki Zeve Şehitliği soykırımın kimler tarafından yapıldığının apaçık göstergesidir. Fransa'nın ne siyasi, ne demokratik, ne insani hiçbir ölçüye sığmayan tavrı karşısında, ülke olarak vakur, kararlı ve kalıcı bir tepki gösterilmesi gerekir. Hassasiyetle durulması gereken konuya maalesef Ülkücülerden başka çok ciddi olarak tepki koyan ve mallarını boykot eden olmamıştır. İktidar başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu, cılız tepkiler koymuş veya suskun kalmayı tercih etmişlerdir. Bizimde ülke olarak duruşumuzu gösterip Fransa'nın Cezayir'deki soykırımını anlatan anıtlar dikip, Meclis'ten de hızla soykırımı kabul eden kararlar çıkarmalıyız.

Fransa'nın İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlara, Afrika'da, Tunus, Cezayir ve diğer milletlere yaptıklarını herkes biliyor. Sadece Cezayir'de bir buçuk milyon Müslüman şehit edilmiştir. Bütün bu ayıplarına rağmen hala Türkleri soykırımcı ilan etmeleri ne kadar da gariptir? Hele bunun tartışmasını yasaklamaları da ayrı bir ayıptır. İfade özgürlüğü diye ortada dolaşan şarlatanlara çok iyi bir ibrettir. Genel Başkanımızın dediği gibi; bu konudaki tepkimiz, saman alevi gibi parlayan ve sonra sönen geçici bir tepki olmamalıdır.

Irak Meclisi'nin Federalizm Yasa Tasarısı'nı çıkarmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Irak'ta zaten sağlıklı bir meclis yapısı olmadığını hepimiz biliyoruz. Irak Meclisi'nin aldığı Federalizm Yasa Tasarısının büyük bölümü ülkenin batısında bulunan; petrolden yoksun, tarıma elverişsiz bölgelerinin tecrit edilmesi anlamına gelmektedir.18 vilayeti içerisine alan, Sünni gurupların karşı çıkmalarına rağmen, bu tasarı ABD işbirlikçi peşmergelerin ekmeğine yağ sürmektedir. ABD güdümlü Talabani ve Barzani'nin verimli toprakları olan bölgeleri ve petrol yönünden de zengin bölgeleri ele geçirme harekâtıdır. Bölgeden gelen haberlere göre tasarı uygulamaya geçtiği takdirde; Irak bugünkünden daha karışık bir hal alacağa benziyor. Musul'da, Kerkük'te ve Irak'ın daha birçok ilinde Türkmen kardeşlerimize uygulanan tecritlere siyasi iktidarın duyarsız kalması, bu sözde federalizm yasa tasarısına da sessiz kalmaları gösteriyor ki; Türklük şuuru olmayanlar bilemezler benim Türkmen Kardeşimin halini. 10. Türklük Kurultayını toplamakla Türk olunmuyor. Irak'taki Türkmen kardeşlerimizin Allah yardımcısı olsun.

Orhan Pamuk'a verilen Nobel Edebiyat Ödülü hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Orhan Pamuk ''Bu ülkede 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü'' dediği için Nobel Ödülünü aldı. Yazdığı kitaplardan dolayı mı yoksa Türk tarihine hakaret ettiği için mi ödülü veriyorlar buna bakmak lazım. Sözde Ermeni soykırım açıklamaları konusunda ödülün verilmiş olması aslında bu ödülün genellikle objektiflikten, bilimsellikten, edebilikten, sanatsal özelliklerin korunmasından çok daha uzak, doğrudan doğruya belli bir çevrenin baskısıyla, himayesiyle verildiğinin göstergesidir. Bu yalan iddialara tüm dünya kamuoyunu inandırmak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni de bu iddiayı tanımaya zorlamaktadır. Orhan Pamuk, Ermeni dostu olduğu için bu ödülü almıştır. 1901'den beri dünya edebiyatçılarına verilen bu ödülü ilk kez Türkiyeli bir yazarın yalan beyanlarla kazanmış olması, ülkesini seven herkesi incitmektedir. Sadece mevcut iktidar hariç… Başbakan Orhan Pamuk'u bizzat kendisi aradığını kamuoyuna duyurmuştur. Bunu da kınıyoruz. Türk milletine hakaret edenler, nedense sayın başbakana sevimli geliyor.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir' in yerel yönetimler ile ilgili yapmış olduğu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu cümlelerin altında yatan şey, Biz merkezi devlete bağlı kalmayalım, eyalet sistemi getirilsin, federatif yapıya geçelim demek istemiştir. Bunu başarsalar daha sonra ne diyecekler: Biz Federasyon olarak da Türkiye'ye bağımlı olmayalım, Irak İran Suriye Kürtleriyle Birleşip Kürdistan'ı kuralım diyecekler. Bu ve bunun gibi düşünenler; yaptıkları ile ülkeyi bölmek ve Amerikan, İsrail vs. sömürgecilerine hizmet ediyorlar. Türkiye'de bir kürt sorunu yoktur. Sadece ayrılıkçı Kürtçülük sorunu vardır.

Türkiye'miz üzerindeki oyunlardan biriside bu. Baydemir kimin adına konuşuyor belli. Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde kimseye etnik kökeninden dolayı ayrı davranılmıyor. Ülkede bir boşluk var ağzı olan konuşuyor. Ülkenin hem ekmeğini yiyip suyunu içeceksin, hem de yok neymiş bölgesel kaynakları biz kullanalım ama adı federasyon değil. Evet, zannediyor ki karşısında sadece cesaret aldığı iktidar var. Öyle ülke dışına çıkıp ta birilerini (Orduyu) şikâyetle olmaz.

Artık birilerinin elini vicdanına koyup, düşünme zamanı geldi.

Son olarak Van'dan ülkücü gençliğe vermek istediğiniz mesajları alabilir miyiz?

Türklük gururu ve İslam şuuruyla yoğrulmuş, Türk Milliyetçiliğini yaşayacak, yaşatacak Ülkücü ruha sahip, rehberi Kuran ve hedefi Turan olması gereken gençlerimizin fikriyle, kalemiyle davalarına ilelebet hizmet etmelerini istiyorum.

Doğunun en ücra köşesi olan Van Ülkü Ocaklarından dünyanın dört bir tarafına yayılmış olan ülküdaşlarımıza kucak dolusu sevgilerimizi gönderiyorum.

0 YorumKonu Bağlantısı

16/2/2007 - Tekirdağ İl Ocak Başkanı Mustafa VANLI

Kategori: Roportajlar

     <****** border=0 align=middle src="http://www.ulkuocaklari.org.tr/_roportaj/liste.htm" frameBorder=0 width=377 scrolling=no height=25>
Tekirdağ İl Ocak Başkanı

Mustafa VANLI

 

 

1. Sayın Başkan öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Aslen Rize'li olup 1982 Yılında Erzurum'da Doğdum. İlköğretim ve Lise Öğrenimini Tekirdağ'da tamamladım. Halen Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi 2.Sınıf Öğrencisiyim.1998 yılından beri ülkü Ocakları'nın belli kademelerinde aktif görevlerde bulundum. Sırasıyla Okul Başkanlıkları, Orta Öğretim Masa Başkanlığı, Sosyal faaliyetler Masa Başkanlığı ve İl Ocak 2. Başkanlığı görevlerinde bulundum.Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanımız Sayın Harun ÖZTÜRK'ün katılımıyla Temmuz-2005 Tarihinde Ülkü Ocakları İl Başkanlığı göreviyle şereflendim.

2. Tekirdağ Ülkü Ocakları İl Başkanlığı'nın teşkilat yapısı, şube sayısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Tekirdağ Ülkü Ocakları'na bağlı olarak 7 ilçemizde ve bunlara bağlı olarak 1 beldemizde faaliyet gösteren ülkü ocağı temsilciliklerimiz bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Mahalle Temsilcilerimiz bulunmaktadır. Yakın zamanda 1 İlçemizde ve 2 Beldemizde Ocak açılışı yapılacaktır.

Ocağımızın Teşkilat Yapısı; İl Başkanı,2.Başkan, Eğitim Masası,Üniversite Masası,Ortaöğretim Masası,Basın ve İnternet Masası, Ar-Ge,Türk Dünyası Masası,Mahalleler Masası Şeklinde oluşturulmuştur.Ülkü Ocakları olarak üstlenmiş olduğumuz misyon gereği Türk gençliğine kendi özbenliğini kazandırmak şiarıyla günlük seminer programlarımız yapılmaktadır. Günlük seminerlerimizin yanı sıra her hafta geniş katılımlı sohbet günleriyle halkla bir arada olma imkânı da sağlanmaktadır. Genel Merkezimizin Belirlemiş olduğu hocalarımızın katılımlarıyla güncel meseleler hakkında konferanslar düzenlenmektedir. Türk gençliği için Emperyalizme karşı vermiş olduğumuz mücadele nedeniyle Sosyal ve kültürel aktivitelerimizi yaparak Asosyal bir gençlik yerine sosyal, insan ilişkileri gelişmiş, şahsiyet kazanmış bir gençlik yetiştirmenin de gururunu yaşamaktayız.

Tekirdağ Ülkü Ocakları olarak yapmış olduğumuz Sosyal ve Kültürel aktivitelerimizden biraz bahsetmek istiyorum. Her sene Ülkü Ocakları olarak futbol turnuvaları düzenlemekteyiz, üniversite ve lise öğrencilerinin kaynaşması münasebetiyle öğrenci geceleri düzenlemekteyiz, gene her yıl lise öğrencileri arasında bilgi yarışmaları, münazaralar, üniversite ve lise öğrencilerinden oluşan bir ekiple amatör bir şekilde hazırlanan tiyatrolar düzenleyerek halka açık oyunlar sergilemekteyiz. Tekirdağ Ülkü Ocakları olarak gelenekselleştirmiş olduğumuz TRAKYA KURULTAYI adı altında stadyumda müthiş bir coşkuyla Trakya'yı bir arada toplamanın coşkusunu yaşamaktayız .

3-Bildiğiniz üzere AKP Hükümeti AB'ye, Rumlara bir liman ve havalimanı açılması önerisinde bulunmuştur. AKP'nin Kıbrıs konusunda izlediği bu tutum hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Yaşanan bu son gelişme AKP iktidarının teslimiyetçi zihniyetini, AB'nin ise tutarsızlığını görmemiz açısından çok önemli bir durumdur. AB komisyonu 29 Kasım 2006 tarihinde Türkiye'ye son uyarıyı vermiş ve Türk limanlarının Rumlara açılmaması halinde müzakere sürecinin temel başlıklarını askıya alacağı tehdidinde bulunmuştur. Bunun üzerine AKP hükümeti tam bir teslimiyet örneği sergileyerek AB ile onur kırıcı bir pazarlığa başlamış ve Türkiye'nin onurunu zedelemiştir. Sayın Başbakan hiçbir dışişleri bürokratından görüş almadan kendi kafasına göre 1 liman ve 1 hava alanını Rumlara açma önerisinde bulunarak daha önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki ambargo kalkmadan limanlarımızı Rumlara açmayacağını ilan etmişken sözlerini inkâr edercesine AB tehditlerine diz çökmüştür. İktidara geldiği günden beri uluslararası ilişkilerde teslimiyeti ve zafiyeti elden bırakmayan AKP boş sloganlarla bu onursuzluğunu gizlemeye çalışmak istese de bu attığı son adımda çamura saplanmıştır. Bu haysiyet kırıcı durum karşısında AKP hükümetinin Türkiye'nin milli çıkarları için çok ciddi bir güvenlik riski haline geldiği anlaşılmıştır. Son olarak ilkeli, tutarlı, onurlu ve dik duruş bir politika izlemekten aciz olan bu hükümetin görevde kaldığı her gün Türkiye'nin karşısına çok büyük sorunlar çıkaracaktır.

4-Ülkemizin içinde bulunduğu şu zor günlerde Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin ülkenin acilen erken seçime gitmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Bildiğiniz üzere 57. hükümet döneminde 2002 Temmuz ayında genel başkanımız Dr. DEVLET BAHÇELİ o günün şartlarında seçimlere 1,5 yıl daha olmasına rağmen Kocayayla'da bir konuşma yapmış ve erken seçim kararını açıklama gereği duymuştur. Sayın genel başkanımız o gün bir noktaya vurgu yapmıştır. Bizim bu noktayı çok iyi tahlil etmemiz gerekir; o gün Genel Başkanımız; “Türk milletinin iradesinin dışında bir irade tanımıyoruz, Türkiye'de hükümeti lobiler, holdingler, AB ve ABD sevdalıları değil Türk milleti belirleyecektir” diyerek yüce Türk milletinin iradesine başvurulması gerektiğine vurgu yapmıştır. Bugün geldiğimiz nokta itibariyle de mevcut hükümetin 4 yıldır yapmış olduğu tahribat; bürokrat kıyımı, yolsuzluk, talan, vurgun ve teslimiyet anlayışı yüzünden Türkiye uçurumun eşiğine gelmiştir. Bu kadar açık ve net bir şekilde vahim durum ortada iken milletin iradesine başvurmaktan başka çare aranmaması gerekir. Hükümetin meşruiyeti tartışmaya açılmış durumdayken milletin iradesine başvurmaktan başka bir çözüm aranmamalıdır. Sayın Genel Başkanımız bu kararın alınmasını ve erken seçime gidilmesi gerektiğini Türk Milleti'nin menfaatlerini düşünerek açıklamıştır ve AKP iktidarının yapması gereken Türkiye'yi daha fazla kaosa sürüklemeden bir an önce erken seçim kararı almasıdır.

5-Son günlerde üniversitelerimizde yaşanan provakatif eylemlerle ülkücü gençleri tekrar sokaklara çekilmek istenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üniversiteler; Türk milletinin geleceği ve Türk devletinin teminatı olan geleceğin aydın gençliğinin yetiştirildiği kutsal mekânlardır. Ne yazık ki Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sataşanlar, bölücü eylem ve faaliyet yapan illegal örgütler üniversitelerimizde ciddi ve önemli bir örgütlenme içerisindedirler. Bu örgütler üniversitede ki kendi yandaşlarına Türk milletinin manevi değerlerine saldırtarak duyarlı öğrencilerin tepki göstermeleri için çeşitli provakatif eylemler yapmakta ve karşı tepki alınca da mazlum rolüne bürünerek tepki gösteren duyarlı gençleri

Suçlamaktadırlar. Bizler sağduyulu ve aklıselim davranarak bunların oyunlarına alet olmamamız gerekir. Liderimiz DR. DEVLET BAHÇELİ'nin “hiçbir zaman ülkücü gençlik sokaklara çekilemeyecek” sözünü iyi idrak etmeliyiz. Bunların amaçları bizleri sokağa çekerek kavga ortamını yaratmak ve bu ortamdan faydalanarak Türkiye'yi kaosa sürüklemektir. Bizler ülkücü Türk gençliği olarak, hiçbir zaman bunların oyunlarına alet olmayacağız.

6-Ülkemizde son günlerde gündemi sürekli olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi meşgul etmektedir. Sizce bu meclisin yeni Cumhurbaşkanını seçmesi ne kadar meşru olacaktır?

2002 seçimleri tahlil edildiğinde AKP' nin almış olduğu oy % 34 fakat mecliste temsil edilmeyen oran ise % 70 civarındadır. Şimdi durum bu kadar açık ve net bir şekilde ortadayken Türk milletinin % 70 gibi bir çoğunluğu bu meclisin Cumhurbaşkanı'nı seçme iradesini ortaya koyamadığı bir durumda AKP' nin cumhurbaşkanlığını bu meclisle yapması çok büyük sıkıntıları beraberinde getirecektir. Onun için Türk milletinden ve onun iradesine başvurmaktan kaçmamak gerekir.

7-Son günlerde özellikle büyük meblağlarda ihale veren devlet kuruluşlarımıza yönelik Emniyet güçlerinin başlattığı bir yolsuzluk operasyonu olmuştur. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Bildiğiniz üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından “KOLON” operasyonu adı altında devlet ihalelerine katılan müteahhit ve bürokratlarla ilgili bir soruşturma başlatılmış ve soruşturma kapsamında 46 sanık adliyeye sevk edilmiş ve bu sanıklardan 17'si tutuklanarak ceza evine gönderilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus Sağlık Bakanlığının üst düzey bir bürokratının da tutuklanması olmuştur. Seçimlerden önce yetim hakkından bahsedip yolsuzlukların üzerine gideceğini beyan eden AKP gelinen nokta itibariyle bu yolsuzluk çarkının içinde yer aldığı gözükmektedir. Maliye bakanı Kemal Unakıtan'dan, Devlet bakanı Kürşad Tüzmen'e, milletvekillerinde parti başkanlarına varana kadar birçok AKP yöneticisi ‘ALİDİBO' oyunlarıyla tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yemektedirler. Devletin en önemli kademelerinde partizanlık yaparak işin ehli olan bürokratlar yerine ahbap dost ilişkisi ile kendi yandaşlarını yerleştirerek ülke menfaatlerinden ziyade kendi menfaat ve çıkarlarını düşündüklerini göstermişlerdir. Bu noktada biz Türk milliyetçilerine düşen en önemli görev bu AKP zihniyetinden Türk milletini bir an önce kurtararak, birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak MHP yi tek başına iktidara taşımak olmalıdır.

8.Son olarak Tekirdağ'dan ülkücü gençliğe vermek istediğiniz mesajları alabilir miyiz?

Burdan ülkücü Türk gençliğine özellikle üniversiteli gençliğe seslenmek istiyorum.Aziz ülküdaşım;liderimiz Dr. DEVLET BAHÇELİ bizlere bir hedef gösterdi.”2023 yılı lider ülke TÜRKİYE” cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünde bölgesinde etkin ve dünyada sözü geçen bir TÜRKİYE için bugün ki üniversiteli Türk gençliğine çok büyük görevler düşmektedir,çünkü bugünün 18-25 yaş arası gençliği yarının Lider ülke Türkiye'sinde söz sahibi Aydınları olacaktır.Yarının Bürokrat,işadamı,doktorları,avukatı,yazarı,bakanı,başbakanı bizlerden çıkacaktır.Bizler bu ülküye misyon ve vizyon sahibi okuyan,araştıran dünyayı Türkçe okuyan,çevremizde gelişen hadiselerden haberdar olan ufku geniş “yerden ayaklarını kesmeden yıldızlara ulaşan nesil olmak zorundayız.Onun için tek yapmamız gereken damarlarımızdaki asil kana inanarak çalışmak, çalışmak, çalışmak olmalıdır. Yarının “lider ülke Türkiye'si” için yaşasın Türk Milleti yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

0 YorumKonu Bağlantısı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Ülkücü Hareket

Bayrakları Bayrak yapan üstündeki Kandır Toprak, Eğer üstünde ölen varsa VATANDIR! Ne Vuran Ne de Satan Olacağız Turanı Kuracağız WwW.Blogcu.com/fatihd Allah Türk'ü Korusun Ve Yüceltsin. Ülkücü Hareket Elazığ Ülkü Ocakları Ülkücü Hareket Forumu Başbuğ Alparslan Türkeş Ülkü Ocakları MHP basbug alparslan turkes uchilal üç hilal osmanlı osmanli milliyetcilik turk turkiye bayrak bozkurt

Yazılarım

KAHRAMAN'A MEKTUP NUR-İ SİYAH
LEYLE-İ KADİR (SİBEL TÜRK)
BÜLBÜLÜN DİLİNDEN GÜLCE (ŞİİR)
YAVUZ'A... Tanrısevsin
Konya Ülkü Ocakları İl Başkanı Zeki ZORLU
Adana Ülkü Ocakları İl Başkanı Taner ÖZLER
Van Ülkü Ocakları İl Başkanı Metin TOKAT
Tekirdağ İl Ocak Başkanı Mustafa VANLI
K.K.T.C. Ülkü Ocakları Başkanı Kadir SARIBAŞ
Trabzon İl Ocak Başkanı Tolgay SİVRİKAYA
Gaziantep İl Ocak Başkanı M. Fatih AKGÜL
Alparslan Türkeş Büyük Ödülü Milliyetçi Hareket Partisi
Türk Milliyetçiliğine Yönelik Saldırılar
İhanet cephesi hüsrana uğrayacak
Türk Müzikleri
Bayrak Şairimiz Arif Nihat ASYA'nın Ölümünün 32. Yıldönümü Rahmetle Anıyoruz
Türk-İslam Alemi'nin Mübarek Kurban Bayramını Kutlar ve Yani Yılın Vatanımıza, Milletimize ve İslam Alemi'ne Hayırlar Getirmesini Dileriz
CcC __ Ne Mutlu Türk'üm Diyene __ CcC
Ülkümüz
Şehitler Kervanı
''ÜLKÜCÜ OLMAYIN SAKIN''
Kutlu Sesleniş Dergisi Yeni Sayısı (47. Sayı)
Basbakan Erdogan'a MHP sürprizi
İsa Yusuf ALPTEKİN'İ rahmet ve minnetle anıyoruz.
İsa Yusuf Alptekin

Kategoriler

  • 9 Isik
  • Abide Sahsiyetler
  • Ataturk
  • Basbug
  • Bozkurt
  • Destanlar
  • Duvar Kagitlari
  • Genc Asena
  • Haberler-Basin
  • Islamiyet
  • Marslarimiz
  • MHP
  • Milliyetcilik
  • Muzik
  • Pkk-Kadek Gercegi
  • Roportajlar
  • Sehitlerimiz
  • Siirlerimiz
  • Turan Cografyasi
  • Turk Tarihi
  • Turkculuk
  • ulkucu
  • Ulkucu Harekat
  • Ulkucu Video
  • Yazarlar
  • Ziyaretci Defteri
  • Dostlarım

    siberdevlet
    epolitic
    blogekle
    alperen71
    dolususak
    alperenbozkurt
    serial
    sehitlerolmez
    hakantoga
    asena06
    asenaezgi
    makber
    gencer
    canahmedim
    ortaasya
    dostasena
    kurultay
    reis038
    sakasu1
    sarica
    vatanim
    Turkiyem
    velisolmaz
    yalanhaber
    albeyazlim
    mucadele
    onurlu1turk
    MeHParen
    ahmetyazar
    byberke
    IBS
    jackman
    clubdj
    sinan37
    f16okay
    islamhukuku
    kastamonum
    bulutbey
    serialturk
    kasmel
    hamzadeniz
    34bozkurtselcuk34
    berguzar50
    sufiderwish
    turkmenler
    kafkaslarinasenasi
    welekrock
    cicikagan
    izmir2023
    ymehdiakbal
    turkkceegitimi
    hayalet32
    imlakilavuzu
    soyumturk
    turkceyasam
    guzelbirruyagordum
    yuceltanay53
    sehriramazan
    pepenero
    nurBOZKURT
    ApoPkkReis
    ulkucuozelegitimciler
    alper09
    urungu41
    alperenartan
    kerrar
    kutludilek
    mert3477
    milliyetcilik
    Bedava
    Özel Arama